Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
DÜNYA TİYATRO GÜNÜ
sarý kafa Çevrimdışı
Member
***



Yorumları: 55
Konuları: 0
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Rep Puanı: 0
#1
DÜNYA TİYATRO GÜNÜ Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27
DÜNYA TİYATRO GÜNÜ

Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Her yıl enstitüye üye ülkelerde 27 Mart günü Tiyatro Bayramı olarak kutlanır.
27 Mart günü her ülkenin sanat ve tiyatro adamlarınca hazırlanan bir bildiri, sahnelerde okunur. Tiyatrolar o gece halka parasız gösteriler düzenler. Tiyatroyu halka sevdirmeye çalışırlar.
Ülkemizde tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, yaşamını Türk tiyatrosuna içtenlikle adamış olan Muhsin Ertuğrul yazdı. Dünyada ilk tiyatro olayının nerede, nasıl başladığı kesinlikle bilinmiyor, Araştırmacılar; tiyatronun ilkel insanların av dönüşü vurdukları avın çevresinde sevinç ve heyecan sesleri çıkararak dans etmelerinden doğduğunu anlatırlar. Daha sonraları topluluk halinde yaşamaya başlayan insanlar yılın belirli günlerinde, belirli bir yerde toplanmaya başladılar.
Bu toplantıda içlerinden bir kişi yüksekçe bir yere çıkarak güldürücü öyküler anlatır, taklitler yapar, şarkılar söylerdi. Bu tür oyunlar zamanla şenlikler geleneğini oluşturdu. Bir süre sonra tiyatroda kişiler ikiye, üçe çıktı. Daha canlı, daha ilgi çekici konular bulundu. Böylece oyunlar, sanat niteliğine kavuştu. Tiyatro da meslek haline geldi.
Tiyatro yaşamın bir parçasıdır. Konusu bakımından harekete, konuşmaya, bazen de müziğe yer verilir. Bu nedenle tiyatro güzel sanatların en ilgi çekici kollarından biridir.

Tiyatroda oynayanla izleyen arasında yakın, sıcak bir iletişim vardır. İlk çağlarda oyunun yazılı metni yoktu. Yeteneklerine güvenen oyuncular ortaya çıkıp bir çeşit tuluat yaparlardı. Tuluat; oyuncuların o anda düzenledikleri hareketleri, tasarladıkları sözleri söylemeleridir. Tuluat, sahnesiz ve metinsiz bir tiyatro oyunudur

Yazılı tiyatro yapıtları çok sonra ortaya çıktı. Bir süre tiyatro sözsüz oynandı. Oyuncular olayları, el, kol, gövde, bacak ya da yüz hareketleriyle anlatırlardı. Bu sözsüz tiyatroya pandomima denir.
Bizde tiyatro olgusu; çok eskilere dayanan orta oyunu ile onun gölge oyunu biçiminden başlar. Gölge oyunu arkadan ışıklandırılan beyaz bir perde üzerine belli tipteki kuklaların hareket ettirilmesi ve konuşturulması ile yansıyan Karagöz oyunlarıdır.
Bugün köylerimizde, çok eski geleneklerden kalma bir alışkanlıkla tiyatroya çok benzeyen eğlenceler düzenlenmektedir. Buna oyun çıkarma denir.
Tiyatro oyunculuğu özel eğitimi gerektiren bir meslektir. Tiyatro öğretimi konservatuar denilen okulda yapılır. Tiyatro; yazarların dram, komedi, trajedi türünde yazdıkları eserlerin sahnede oynanması sanatıdır. Tiyatro gösteri sanatı olarak tanımlanır. Belli başlı türleri şunlardır:
Komedi: Oyunların, insanların, durumların gülünç yönlerini gösteren bir tiyatro yapıtıdır. Komedinin belli başlı türleri şunlardır:
 Vodvil, hareketli, eğlenceli bir konuya dayanan, içinde şarkılar bulunan hafif güldürüdür.
 Fars, olayların aşırı abartıldığı, taklitlerin sık sık tekrar edildiği bir komedi türüdür.

Trajedi: Konusunu tarih, ya da efsanelerden alan acıklı sahne yapıtıdır.
Dram: Yaşamımızda var olan umudu, sevinci, acıyı, bir arada sunan tiyatro oyunudur. Dram şiir ve düz yazı ile yazılabilir.
Tiyatrolar; devlet tiyatroları, halk tiyatroları, bulvar tiyatroları, açık hava tiyatroları ve şehir tiyatroları gibi isimlerle anılır.
Tiyatro yaşamın bir parçasıdır. Yaşamı sergiler. Yaşama sevincini yaratır. Geçmişi, günümüzü, geleceği anlamamıza yardımcı olur. Tiyatro; Sorunlarımıza ışık tutar. Tiyatro, insanlar arasında halkın içinden doğmuş bir sanattır. Tiyatro hep iyiden, güzelden hoştan yana olmuştur.
Tiyatro insanları eğitir. Eğitirken düşündürür. Tiyatro insanlara bera­ber gülmek, beraber ağlamak, beraber düşünmek gibi insanca duygular aşılar.


Tiyatrolar Günü’nde, tiyatroyu halka sevdirmek için etkinlikler yapılır. Hayatın bir parçası ve güzel sanatların en ilgi çekici kollarından biri olan tiyatroda, harekete, konuşmaya ve bazen de müziğe yer verilir. İlk çağlarda tiyatro, yazılı bir metin olmadan oynanırdı. Yeteneğine güvenen oyuncular sahnede istedikleri gibi konuşurlardı.

Bizim kültürümüzde tiyatroyu; ortaoyunu, gölge oyunu, köy seyirlik oyunları, meddahlık, danslı ve taklitli oyunlar şeklinde görürüz. Gölge oyununda, arkadan ışıklandırılan beyaz bir perde vardır. Karagöz veya başka tipteki kuklalar bu perdenin üzerinde oynatılıp konuşturulur. Güzel hikayeler anlatılarak halkı eğlendiren kişilere meddah denir. Köylerimizde hala, oyun çıkarma adıyla seyirlik oyunlar düzenlenmektedir.

İnsan hayatı içinde var olan umudun, acının ve sevincin, hep birlikte verildiği oyunlara dram diyoruz. Komedi, insan hayatı içindeki komik ve gülünç şeylerin oyunlaştırılmasıdır. Konularını tarih ve efsanelerden alan acıklı sahne oyunlarına ise trajedi diyoruz.

Tiyatro eğitimi, konservatuar denilen okullarda verilir. İnsanları eğiten, eğlendiren tiyatro, aynı zamanda düşündürürde. Bir arada yaşayan insanların birlikte güldüğü, birlikte ağladığı ve hep birlikte düşündüğü tiyatro salonları, insanca duyguların da öğrenildiği yerlerdir.

Sözlerimi ünlü tiyatro yazarımız Haldun Taner’in bir cümlesiyle bitiriyorum.
“Tiyatro olmasaydı insanoğlu çok eksik, çok güdük kalırdı.”


DÜNYA TİYATRO GÜNÜ - GÜZEL SÖZLER
-Tiyatro, adamı insan eden sanattır.
-Tiyatrosu olan bir ülkede kötülükler, çirkinlikler, yanlışlıklar sürüp gitmez.
-Tiyatrosuz bir toplum yeni doğmuş bir çocuk sayılır.
11-20-2006, Saat:11:18 PM
sarý kafa Çevrimdışı
Member
***



Yorumları: 55
Konuları: 0
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Rep Puanı: 0
#2
Çetin Altan’ın Dünya Tiyatro Günü ile ilgili bir yazısını aktarmak isterim; 2 milyon yillik bir geçmis
Çetin Altan’ın Dünya Tiyatro Günü ile ilgili bir yazısını aktarmak isterim;


2 milyon yillik bir geçmisi oldugu söylenen insanoglu, Arz yuvarlagi üstünden gelip geçerken, degisik düzeylerde ve degisik kosullanmalar içinde yasadigi "hayat"i ; hem anlamaya , hem de anlatmaya çalisti durdu.
Bu tür ugraslarin binlerce yildan bu yana en tepeye çekilmis bayragidir tiyatro...
Neden en tepeye çekilmis bayragidir?
Hem insani, hem de onun hayat ortamini, sahne üstünde ve ramp isiklari altinda, beyinsel bir mimarlikla kendi istegine göre yeniden yapilandirdigi için...
Sahnede yasanan hayat, Doga'nin yahut Tanri'nin yarattigi hayat yaninda; salt bir görüntüden ibaret de olsa, bizzat insan'in yarattigi hayattir. Tiyatroda insan iradesine uygun olarak gülünür, dövüsülür, konusulur ve ölünür...
Bu açidan bakildiginda Doga yahut Tanri, insan'i yaratmistir; insan da Tiyatro'yu...Hem de binlerce yildan bu yana...Sanki insan'in kendisi de, kendisini yaratanin bir parçasiymis gibi...
Kaldi ki insan'in yarattigi tiyatro, bazen tiyatro disindaki hayattan çok daha çarpici olarak yansitir öz gerçegi...
Üst düzey bir yönetici, bir siyasetçi, bir kodoman makaminda otururken, kürsüde nutuk söylerken ne ölçüde gerçek kendisidir? Asik surati, çatilmis kaslari, kasinti durusuyla hiç mi poz kesmez? Hiç mi rol yapmaz?
Oysa ayni kisilerin tiyatroya yansimis simgeleri, birden öz gerçekleriyle çikabilirler karsimiza. Örnegin evlerinde karilarina yaltaklanirlarken, hatta onlardan dayak yerken; yahut bazi pervers iliskiler içinde...
Tiyatro, izleyicilerin düssel katkilariyla bütünlesecek soyut alegoriler üstünde de yogunlasabilir; çiplak hayatta rastlanmayacak degisik fanteziler üstünde de... Geçmis zamani da izleyebiliriz tiyatroda, gelecek zamani da. Tiyatro'da volkanik kahkahalar da vardir, hüzün de, heyecan da, merak da...
Bunlarin hepsi sinemada da var, diye düsünülebilir.
Oysa tiyatro çok ayridir sinemadan.
Tiyatro, gerekli gereksiz dis görüntülerle senaryolari payandalama kolayciligina geçit tanimaz. Sinemanin cesaret edemeyecegi iki kisilik, hatta tek kisilik oyunlar da "unutulmaz" i yakalayabilir tiyatroda.
Ayrica kurgusundaki özellikler nedeniyle sinemaya aktarilamayacak yiginla tiyatro oyunu vardir. Tiyatro baska bir sanat dalinda canlandirilamayacak, kendine özgü bir usluba ve nitelige sahiptir...
Çagdas uygarlik dedigimiz, insanligin günümüzdeki gelismislik düzeyinden, tüm geçmisiyle tiyatro sanatini çikardiginiz zaman geriye ne kalir bilir misiniz?
Insanlik dünyasindan tüm aynalari çikardiginiz zaman geriye ne kalirsa o...
Onun için de Dünya Tiyatro Günü, Tiyatro'nun 6 milyar nüfuslu Dünya'ya insandaki tilsimli yaraticiligi bir kez daha animsattigi bir gün... Belki de evrensel nitelikteki günlerin en kivançlisi...
Çetin Altan
27 / MART/ 1998
11-20-2006, Saat:11:54 PM
sarý kafa Çevrimdışı
Member
***



Yorumları: 55
Konuları: 0
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Rep Puanı: 0
#3
DÜNYA TİYATRO GÜNÜ Dünyanın her yerinde Yirmi yedi Mart günü, Tüm coşkuyla kutlanır “Dünya Tiyatro Günü&#822
DÜNYA TİYATRO GÜNÜ

Dünyanın her yerinde
Yirmi yedi Mart günü,
Tüm coşkuyla kutlanır
“Dünya Tiyatro Günü”.

Bildiri yayımlarlar
Dünya tiyatroları.
İnsanlara sunarlar
En güzel oyunları.

Hiçbir ücret almazlar
O gün seyredenlerden.
Tiyatronun zevkini
Tanıtırlar derinden.

Güneş nasıl dünyayı
Aydınlatıyor ise,
Tiyatrolarda öyle
Işık tutarlar bize.

Tiyatronun önemi
İnkar edilmez asla.
Onu seyredenleri
Etmeyenle kıyasla.

Fark edersin o zaman
Tiyatro cevherini.
Anlarsın tiyatronun
Toplumdaki yerini.

Naim YALNIZ











SAHNELER
Umutlarla sevgiler
Hayal ile gerçekler
Dramlar komediler
izlenir sahnelerde

Sahnede oyuncular
Alıp bizi götürür
Güldürür düşündürür
Düşündürür güldürür.

Orda bir başka yaşam
Yaşanır çoğu akşam
Başarılı bölümler
Alkışlanır her akşam.

Dünyanın her yerinde
On binlerce sahnede
Sorunlar mutluluklar
izlenir sahnelerde.
Erol YAVUZ
11-20-2006, Saat:11:55 PM


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Cricket World Cup Live